GİRESUN'UN İLÇELERİ

piraziz
PİRAZİZ'İN TARİHÇESİ
Doğu Karadeniz tarihinin genel yapısında değerlendirmek doğru olur. Bu nedenle öncelikle, Orta ve Doğu Karadeniz tarihine kısaca göz atmakta yarar görüyoruz.Pers İmparatoru Keyhüsrev, kendi lehine savaşması için Yunanlı bir orduyu paralı asker olarak ülkesine çağırır.Keyhüsrev'in ölümüyle sonuçlanan Runaksa Savaşı'ndan sonra bu ordu, MÖ 399'da memleketlerine dönerken Fırat vadisinden Karadeniz'e ulaşır.Trabzon'a ulaştıktan sonra sahile paralel olarak Sinop'a kadar yürürler.

    "Onbinlerin Dönüşü" adıyla tarihe geçen bu yolculuğu Ksenophon, Anabasis adlı eserinde ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Yunanlı askerlerin maceralarını anlatan eser, Karadeniz Bölgesi'nin etnik yapısıyla ilgili çok önemli bilgiler vermektedir.Yunan tarihçisi Ksenophon (MÖ 431) 'un Onbinlerin Dönüşü adlı eserine göre, Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesinde, MÖ 400 yılında, Kolkhlar, Driller, Mosinoikler, Khalibler ve Tibarenler gibi Yunan asıllı olmayan yerli halklar yaşıyordu. Bu kavimlerin hiçbirinin Helen kökenli olmadığı açıktır. Büyük bir ihtimalle Turan kökenlidir.

    Selçukluların bu bölgeye gelişinde ise Orta Karadeniz Bölgesinde Canlar'ın yaşadığı anlaşılmaktadır. Aleksios, 1214'te Selçuklu topraklarına saldırır, I. İzzeddin Keykavus bunun üzerine Karadeniz Bölgesi'ne bir sefer düzenler. Önce Aleksios'u esir alır. Arkasından Sinop'a girip burayı fetheder. Aleksios, Selçukluların himayesine girip vergi vermeyi kabul edince serbest bırakılır.
    Canik:
Canik kelimesinin ilk geçtiği metinlerden birisi, belki de ilk kez geçtiği Türkçe metin 1244-45'te kaleme alınan Dânişmendname'dir. Canik kelimesi eserde 25 kez geçmektedir. Bu eserdeki tasvirlere göre Canik'in sınırları şöyledir: Kuzeyinde Karadeniz, batısında Samsun, güneyinde Karakuş (günümüzde Ordu İli'ne bağlı Akkuş İlçesi), doğusunda Trabzon Dağları bulunmaktadır. Osmanlılar, Trabzon Devleti'ne bağlı olan bölgelere Canit, Mülk-i Canit; Trabzon Devleti'ni yönetenlere de Tekfur-ı Canit, Melik-i Canit,Canitî adını vermişlerdir.



BULANCAĞ'IN TARİHİ
Bulancak bölgesine Fatih Sultan Mehmet Hanın Fethiyle birlikte Çepni, Döğer, Eymir gibi oğuz boyları yerleşmiş.  Bu dönemde ilçe
KESPİL adını taşıyordu ve Naiblik adı verilen idari bir yapıya sahipti.
      1887 yılında belde teşkilatı oluşturulan ilçenin adı Akköy olarak anılmakta idi, 1934 yılında ilçe olmuştur, şimdiki adını ise Bulancak çayından almıştır. Giresun ilinin en hızlı gelişen ilçelerinin başında gelmektedir. İl merkezine çok yakın oluşu nedeniyle ayni tarihi süreci paylaşmaktadır.
COĞRAFYASI
Bulancak ilçesinin yüz ölçümü 608 km2'dir. Sahil şeridinde kurulu olan ilçenin sınırları, Giresun şehir merkezi, Dereli ilçesi,  Ordu ili ve Piraziz ilçe sınırları ile çevrilidir.
       İlçenin Coğrafik yapısı tipik Karadeniz  coğrafik yapısının özelliklerini yansıtmakta dır, Sahilden itibaren hızlı bir yükselme başlar bu yüzden arazi çok engebeliktir.  
      Bitki örtüsü bakımından çok zengin oluk, kıyıdan itibaren fındık bahçeleri 2000 metre yüksekliğe kadar bu örtünün çoğunluğunu teşkil eder. Sahilden itibaren Kestane ormanları başlar yer yer Kavak ve kızıl ağaç , kara ağaç, gürgen, ıhlamur gibi orman bitkileri görülmekte.Yine sahilden iç kesimlere çıkıldıkça bitki örtüsü yüksekliğe bağlı olarak değişmektedir, sirasıyla Meşe , Gürgen , Ladin, Köknar ve Çam ormanları görülmektedir.
      İlçenin 16 mahallesi ve 64 köyü bulunmaktadır. 1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre toplam nüfusu 56.636 olup ilçe merkezinin nüfusu ise 30.420 dır.
EKONOMİ
Giresun il merkezine 15 km uzaklıkta bulunan ilçe merkezi piraziz ilçesi ve kovanlık beldesine asfalt yol ile bağlı olup, tüm köy yolları stabilizedir.
      Giresun'un en çok gelişmiş ilçesi olup, Deniz yolu ile taşımacılık imkanlarına da sahiptir. 261 m uzunluğundaki deniz iskelesi Karadeniz in en uzun iskelesidir.
      İlçenin ekilip dikilebilir alanlarının büyük bir kısmı tarım alanı, kalanı ise mera ve otlak olarak kullanılmaktadır. Tarımsal ürün olarak çoğunlukla FINDIK üretilmekte, bunun yanı sıra  ise hububat, sebze ve meyve üretilmekte.
      Hayvancılık ise yüksek köylerde yaşayan halkın geçim kaynağıdır. İlçede deniz balıkçılığının yanı sıra son yıllarda tatlı su balıkçılığı da gelişmektedir. Ayriyetten arıcılıkta gelişmektedir.
      İlçe sanayi yönünden de gelişme göstermiş olup başlıcaları, fındık mamülleri, balık unu ve yağı, konfeksiyon, mobilya üreten kuruluşlar tesis edilmiştir.
TURİZM
İlçede Turizm çok gelişmemiş olsa da Yayla Turizmi yapılmaktadır. İlçeyi daha çok  yerli turistler ziyaret etmektedir.
YAYLACILIK
İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
      Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile gidilmekte. Bölge halkı Giresun un meşhur yaylalarına çıkmakta.
ÖRF VE ADETLER
İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun ili ile benzerlik göstermektedir

DERELİNİN TARİHÇESİ
Osmanlı Devleti döneminde Derelû olarak bilinen yerleşim alanı, Giresun ili ile aynı tarihi olayları yaşamiş. Dereli Akkoyunlu Devletinden Fatih Sultan Mehmet döneminde Seyyid-i Vakkas komutasındaki ordu tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Gürcistan'ın Ruslar tarafından işgali ile ilçenin İçmesuyu köyü ve Akkaya köylerine 1892 yılında müslüman Gürcüler göç etmişler.
Bölge deki yerleşim alanı 1926 yılında nahiye olmuş ve 1958 yılında ise ilçe haline getirilmiştir.
COĞRAFYASI
Şebinkarahisar yolunun 32. Km'sinde kurulan ilçe Aksu Vadisi üzerine yerleşmitir. Doğsunda Keşap, Yağlıdere, batısında ordu ili ve Bulancak ilçesi, kuzeyinde Giresun il merkezi, güneyinde ise Alucra ve Şebinkarahisar ilçeleri yer almaktadır.
İlçenin yeryüzü şekilleri dik ve sonderece engebeli bir araziye sahip olup, yüz ölçümü 820 km2 dır. Giresun ilinin İç Andoluya açılan kapısı Eğribel ilçe sınırları içindedir.
İlçe merkezinde bulunan 4 mahalle ile 38 köyün, 1997 yılı nüfus tesbitine göre toplam nüfusu 27.698 olup, Merkez nüfusu 5.451 dır. Bölgede bulunan diğer yerleşim alanlarında olduğu gibi yöreden Giresun ve sahil ilçeleri ile Batıda bulunan büyük kentlere çok sayıda göç olmuş.
EKONOMİ
İlçeyi sahile bağlayan Şebinkarahisar karayolu asfalt olup tüm köy yolları sıtabilizedir. Son zamanlarda bazı köy yollarında betonlama çalışmaları yapılmaktadır.
Bölgede  fındık en önemli tarım ürünüdür. İlçenin bazı köyleri orman köyü olduğundan, orman köylüsünü kalkındırma amaçlı kooperatifler bulunmaktadır.
Ayrıca bölgede büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği yanında, tatlı su balıkçılığı da yapılmakta. Fazla ticari olmasa da kümes hayvanları yetiştirilmekte ve arıcılık yapılmakta.
TURİZM
İlçede Turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Turizmi geliştirmek için yayla şenlikleri düzenlenmektedir.
İlçenin önemli tarihi eserleri arasında, Hisar Köyündeki Meryem ana manastırı, Kuşluhan Kalesi, Yavuzkemal köyü hanlarını ve tarihi ören yeri, Akkaya Köyündeki Çobankayası resimleri ve çok sayıda kemer köprüler bulunmaktadır.
YAYLACILIK
İlçede yaylacılık yaygın olup, Hayvanlarını otlatmak için yöre halkı yaylaya çıkmaktadır. Bektaş ve Kümbet yaylalarının ilçe sınırları içinde olması dolaysıyla yayla şenliklerinin yapıldığı aylarda ilçede sosyal ve kültürel açıdan bir canlılık yaşanmaktadır.
Kümbet Yaylası şenliği, Temmuzun 2. haftası (Cuma - Pazar) Kümbet yaylasında yapılmakta. 
Bektaş Yaylası Şenliği, Ağustos ayının ilk haftası ( Cuma - Pazar) Bektaş yaylasında yapılamakta.

ÖRF VE ADETLER
İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun iline benzerlik göstermekte olup, Geleneksel giysiler halk tarafından özel günlerde giyilmekte. Eski geleneklere göre yaylacılık ve yayla şenlikleri sürdürülmektedir.
Efsaneler arsında, Kuyu, otbitmez, bereket, su çobankayası, cami yeri efsaneleri ünlüdür.
Kuzukulağı yemeği, gücükdene çorbası, galdirik turşusu, armut ballaması, çökelik yöresel yemeklerdir.

ŞEBİNKARAHİSAR'IN TARİHÇESİ
Bölgenin tarihöncesi ve tarih çağlarına ait bilgilerinin yeterince araştırılmadığı yapılan incelemeler sonucu anlaşılmıştır. Yörenin ilk tarihi bilgileri Hititler zamanından başlamakta olup, Hitit metinlerinde "Azzi Hayaşa" ülkesi olarak adlandırıldığı ve bölgede Kaşga'ların yaşadığı belirtilmektedir. Hititlerden sonraki dönem hakkında pek bilgi bunmamaktadır. Bölge kısa bir süre Kimmer ve İskitlerin saldırılarına maruz kalmıştır.
M.Ö. 298-63, Yöre uzun süre Pontusluların egemenliği altında kalmıştır. Bizans döneminde, İmparator Hustinianus zamanında şehir imar edilmişdir. Bu dönemde şehrin adı Karahisar anlamına gelen Mavrokastron olarak söyleniyordu. Bölgede Pauilican mezhebi yayılmış ve önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur.
Daha sonra Şehrin 778 yılında kısa bir süre Emevi ordularınca ele geçirildiği ve 939/940 yılları arasında ise şehrin çevresindeki köylerin, Abbasi döneminde ele geçirildiği bilinmektedir. 1074 yılından sonra şehir Mengücek Gazi ile Danişment Gazi tarafından ortaklaşa fethedilmiştir.
1228 yılında şehir Anadolu Selçuklu devletine bağlanmıştır. Daha sonraları sırası ile İlhanlıların, Eratna Devletinin, Kadı Burhanettinin, Karakoyunluların ve Akkoyunluların idaresine girmiştir.
1473 yılında Otlukbeli savaşında, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın Fatih Sultan Mekmet'e yenilmesinden sonra, şehir Osmanlı devletinin idaresine girdi. Şehir Osmanlılar zamanında Karahisar-ı Şarkî adıyla sancak merkezi olmuş ve şehzadeler şehri haline gelmiştir.
Evliya Çelebinin Şehir hakkında verdiği bilgilerde, Şehrin adının, kalesinin taşlarının siyah olmasından geldiği yazılmakta.
I.Dünya savaşı yıllarında şehirde küçük çaplı eşkiyalık olaylarının yanı sıra, Ermeni ve Rumların isyan hareketlerine giriştikleri görülmüştür. 1915 yılında başlayan Ermeni isyanında Şehir yakılıp yıkılarak, kale tahrip edilmiştir. Ruslar'ın Harşit Çayına kadar ilerlemesi ile bölgede kıtlık başgöstermiş olup halk iç kısımlara göç etmiştir.
Şebinkarahisar,  1923 yılında il oldu. 11 ekim 1924 yılında Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Erzurum ve çevresinde meydana gelen deprem dolaysıyla gittiği Erzurum'dan dönerken Şehri ziyaret eder ve halka hitaben bir konuşma yapar. Bu ziyaretin hatırası olarak Karahisar-ı Şarki olan şehrin ismi Şebinkarahisar olarak değiştirilmiştir.
Şebinkarahisar 1933 yılında ilçe haline getirilerek Giresun iline bağlanmıştır.
COĞRAFYA
1350 m. rakıma sahip Şebinkarahisar, Giresun dağlarının güney eteklerinde, Avutmuş çayı vadisini kuzey yamaçlarında kurulmuştur. 1349 km2 yüzölçüme sahip olan ilçenin, Giresun iline olan uzaklığı 118 km'dir.
İlçe, Dereli, Çamoluk ve Alucra ilçeleri , Gümüşhane ve Sivas illeri ile çevrilidir. İlçede yarı kurak İç Anadolu iklimi ile nemli Karadeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi hakimdir.
Önemli akarsuları arasında, Kelkit Çayı, Avutmuş çayı, Alişar çayı, Asarcık ve Soğulcuk dereleri sayılabilir. Önemli dağları arasında ise Karagöl dağları, Avşar tepe, herek dağı, Tutak dağı, Erimez tepe, Hevlekmaşatlık tepe sayılabilir.
İlçede, 25 bin hektar orman arazi bulunmakta olup, orman bitki örtüsü arasında, sarıçam, köknar, kavak, meşe başta gelir.
Bölge, madencilik açısından oldukca zengin yataklara sahiptir. Liyint, granit, şap, pirit, Uranyum ve çinko-kurşun gibi önemli maden yatakları bulunmaktadır.
İlçenin nüfusu her geçen gün azalmaktadır. 1997 nüfus tespit sonuçlarına göre,  İlçe merkez belediyesine bağlı 13 mahalle ve 57 köyün toplam 31.329'tir.
EKONOMİ
İlçeyi Alucra ve Giresun'a  bağlayan yol asfalt, diğer yolların tamamı stabilize ve ham yoldur. E-80 Devlet karayolu ile ilçe Karadenizin İç Anadoluya açılan kapısı durumundadır.
İlçe, uzun yıllar il statüsünde kaldığından civar yerleşim birimlerinin ekonomik ve ticari merkezi olmuştur.
En fazla yer kaplayan tarım bitkileri buğday ve arpadır. Bunların dışında sebze ve meyve ile tütün önemli ürünler arasındadır. Coğrafi yapının özelliklerinden dolayı yörede hayvancılık gelişmiştir. Yörede 42 bin hektarlık çayır ve mera bulunduğundan çok sayıda büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanı yetiştirilmektedir.
Kılıçkaya Baraj gölü balıkçılık açısından iyi bir potansiyel oluşturmaktadır. Ayrıca suni alabalıkçılık yapılmakta olup gelişimi için çalışmalar sürdürülmektedir.
Ayrıca bal arıcılığı yapılmakta olup, 10.000 civarında kovan bulunmaktadır. Bu kovanların tamamı fennidir
Yörede imalat yapan atölyelerin dışında önemli bir sanayi kuruluşu yoktur. madencilik ile uğraşan Ber - Oner, Başaran Süt fabrikası, Doruklu Süt fabrikası, Şebin tavukçuluk bölgenin önemli kuruluşlarıdır.
Bölge, madencilik açısından oldukça zengin olup, Çok eski tarihlerden bu yana şap madeni merkezi sayılan ilçede halen kurşun-çinko madeni işletilmektedir.
TURİZM
Çok zengin bir kültür mirasına sahip olan İlçede Turizmi geliştirecek altyapı ve sosyal tesis kurulmamıştır. 
İlçede, Şebinkarahisar kalesi, Bayramşah Camii, Kurşunlu Hamamı, Taş Hanlar, Pertevniyal Çeşmesi, Kadıoğlu Camii, Fatih Camii önemli tarihi eserlerdir.
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ilçeyi ziyareti sırasında kaldığı tarihi ev müze olarak kullanılmakta olup, içinde 500'e yakın tarihi eser bulunmaktadır.
YAYLACILIK
İlçede Yaylacılık çok gelişmiş olup, bu yaylalara Giresunun çeşitli İlçelerinden aileler göç etmektedir. Yaylalarda çeşitli festivaller düzenlenmektedir.
ÖRF VE ADETLER
Örf ve Adet ve foklorik gelenekleri bakımından Giresun ilinin genel kültürel yapısının dışında farklı zenginliklere sahiptir. Örf ve Adet bakımından Karadenizin dışında İç Anadoluyu yansıtmaktadır.
Lehçe ve şive yönünden kendine özgü bir yapısı vardır. Yöreye has Türküler; Karahisar türküsü, efeler türküsü, altın yüzük, zülüfleri tutam tutam, tamzara türküsü'dür.
Celeçoş çorbası, toyga çorbası, göllü gavut, hoşveren kavurması, keşkek gibi yöreye has yemekleri bulunmaktadır.
ALUCRA'NIN TARİHİ
Hitit'lere kadar uzanmaktadır. Sırasıyla İskitler, Kimerler, Medler, Persler, Romalılar ve Bizans'lılar bölgeyi hakimiyetleri altına almışlardır.
M.S. 391 yılında Orta Asya'dan gelen Kıpçak ve Peçenek Türklerinin istilasına uğrayan Alucra 60 yıl kadar Türklerin yönetiminde kalmıştır. 8. yüzyılda ise Maveraünnehir'den gelen Oğuz boyları Çamoluk, Çakmak ve Koman bölgelerine yerleşmişler.
1071 Malazgirt zaferinden sonra Alucra ve çevresi Selçuklular tarafından fethedilmiş, Merkezi Trabzon'da bulunan Danışmend Beyliğinin idaresine verilmiştir. Bölge bu dönemlerde Bizans ve Mengüçler arasında bir kaç kez el değiştirmiştir.
Osmanoğullarının Anadolu birliğini kurunca , Alucra da bu beyliğe katıldı. Akkoyunlu devleti Alucra'yı bir dönem topraklarına kattı. Ancak Fatih Sultan Mehmet Han bu bölgeye sefer düzenleyerek geri aldı. Otlukbeli Savaşından sonra Alucra tamamen Osmanlı İdaresine kalmış oldu. İsmini ise Aluç ağacından aldığı sanılmaktadır.
Anadoluda çıkan celali isyanlarında, bölgedeki isyancıları Kuyucu Murat Paşa etkisiz hale getirmiştir. 
I. Dünya savaşında Alucra'da bir cephe oluşturulmuş. cephe komutanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK karargahını bu günkü Çakmak Köyünde kurmuştur. Bu köyde halen bir şehitlik mevcuttur.
İdari Olarak Alucra: 1876 yılına kadar Mindaval ve Kovanta adında iki nahiye olarak idare edilmiş.Bu tarihten sonra Şebinkarahisar Mutasarrıflığına bağlı bir ilçe olmuştur. İlçe merkezi, Karabörek, Kemallı, Koman köylerinde zaman zaman yer degiştirdikten sonra , şimdiki yerine yerleşmiştir.
1933 yılında Şebinkarahisarın ilçe olması nedeniyle Alucra Giresun iline bağlı bir ilçe olmuştur.
COĞRAFYA
1500 m. rakıma sahip Alucra'nın  yüzölçümü 1200 km2'dir. Karadeniz bölgesi ile İç Anadolu bölgesi arasında bir geçit olmuştur.Karadeniz sahiline paralel olarak uzanan dağlar , Alucra'ya yaklaştıkca yerini, küçük dağlara, vadilere ve yaylalara bırakır.
İlçe, Çamoluk, Şebinkarahisar, Dereli, Yağlıdere, Doğankent ilçeleri ve Gümüşhane ili ile çevrilidir.
Ormanlık bir bölge olan Alucra'da Tohumluk, Boyluca, Zil Ovacığı gibi önemli ormanlar mevcuttur. Akarsular arasında Bağırsak ve Moran dereleri bulunur. Bölgede tahıl ürünleri üretilmektedir.
Bölgede Liyint, demir, bakır, kurşun gibi önemli maden yatakları bulunmaktadır. 
İklim İç Anadolu ikliminin karakteristik özelliklerini taşır.Kışlar yağışlı, sert ve soğuk, yazlar serin ve kuraktır. Yıllık yağış miktarı 560 mm'dir. İlçede 6 mahalle, 36 adet köy bulunmaktadır.
İlçenin nüfusu her geçen gün azalmaktadır. 1997 nüfus tespit sonuçlarına göre 18.470'tir. Merkezin nüfusu ise 12.436'dır.
EKONOMİ
İlçeyi Şebinkarahisar ve Şiran ilçelerine bağlayan yol asfalt, diğer yolların tamamı stabilizedir. Karabörek ve çakmak köyleri dışındakiköy yollarıda stabilizedir.
İlçede suni göletler oluşturularak balık yetiştiriliciği yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca bal arıcılığı yapılmakta olup yıllık 50 ton cıvarında bal üretilmektedir.
İlçede sanayi kuruluşunun olmaması nedeniyle ticari hayat canlı deyildir. Tarımsal ve hayvansal ürünler ise iç bölgelere pazarlanmaktadır.
TURİZM
Çok zengin bir kültür mirasına sahip olan İlçede Turizmi geliştirecek altyapı ve sosyal tesis kurulmamıştır.
İlçede, Kamışlı Kilisesi, Sivri Tepesi, Gelinkaya, İkizler Tepesi, Kızlar Kalesi önemli tarihi eserlerdir.
Tepesidelik, Mayıs Deresi, Arda Boğazı ve Zil Ovası gibi doğal zenginliklere sahip, gezilip görülebilecek bölgeler bulunmaktadır.
YAYLACILIK
İlçede Yaylacılık çok gelişmiş olup, bu yaylalara Giresunun çeşitli İlçelerinden aileler göç etmektedir. Yaylalarda çeşitli festivaller düzenlenmektedir
ÖRF VE ADETLER
Örf ve Adet ve foklorik gelenekleri bakımından Giresun ilinin genel kültürel yapısının dışında farklı zenginliklere sahiptir. Örf ve Adet bakımından Kardenizin dışında İç Anadoluyu yansıtmaktadır.

ÇAMOLUK TARİHÇESİ
Çamoluk 1990 yılında ilçe olmuş, bu zamana kadar nahiye statüsünde idi. Bölge halkı 15.07.1990 tarihinde yapılan referandumla Giresun iline bağlı kalmayı tercih etti.
İlçe 1514 yılındaki Çaldıran Savaşından sonra kesin olarak Osmanlı Devleti sınırları içine
COĞRAFYA
İlçenin 600 km2 yüzölçümü vardır. Kelkit ırmağı kenarında kurulmuş olan ilçe Sebinkarahisar ve Alucra ilçeleri ile Sivas, Erzincan ve Gümüşhane ileri sınırları ile çevrilidir.
İlçe 6 mahalle ve 29 adet köy yerleşimi bulunmakta, 1997 nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam nüfus 10.784, İlçe merkezinin nüfusu ise 2000 civarında olup, yapılan araştırmalar sonucu ilçeden büyük göç olayının yaşandığını ortaya çıkmış
EKONOMİ
.Gölova yolu hariç İlçeyi diğer bölgelere bağlayan yollar dahil tüm köy yolları sitabilzedir. Çamoluk ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmakta olup tarım ürünü olarak buğday başı çekmektedir.
TURİZM
İlçede Turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir
YAYLACILIK
İlçede yaylacılık yaygın olup, Hayvanlarını otlatmak için yöre halkı yaylaya çıkmakta dir.

ÖRF VE ADETLER
İlçe Örf ve Adet bakımından sahil ile benzerlik göstermeyip, daha çok doğu anadolu kültürü hakimdir. Bölge halkı eski kültürünü yavaş yavaş yitirmekte, Çok meşhur olan El sanatları arsında olan Palaza, Dokuma Çanta ve Heybe kaybolmaya başlamıştır.
Şeyh Mahmut Çağırtan Şenliği, Temmuzun 2. haftası (Cuma, Cumartesi) Çamoluk'da yapılmakta.
Çamoluk Bal Şenliği, 30 Eylül Çamoluk'da yapılmakta.



KEŞAP'IN TARİHÇESİ
Keşap adı; Türkçe olmayıp, anlamında tam olarak bilinmemektedir. Ancak, içici ve güzel, hoş anlamına gelen 'Keş' ile su anlamına gelen 'ab' kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiği düşünülmektedir. Bununla beraber yöre adının Romalılar devrinde Cassicipi olduğu ve zamanla Keşap'a dönüştüğü de ileri sürülmektedir.
Keşap'ın tarihi M.Ö.'ye uzanmakla beraber bunun başlangıç kısmı belirsizdir. İlçe ilk defa 11. yüzyılın sonunda Türkler'in hakimiyetine girer. Ama bu, Haçlı seferleri nedeniyle uzun sürmez ve tekrar Doğu Roma İmparatorluğuna bağlanır.
1461'de Fatih Sultan Mehmet Trabzon'u fethetmeye giderken Keşap'ı da Osmanlı sınırları içine alır. Buna rağmen Rumlar bölgede yaşamlarını, 1920 yılına kadar Türkler ile birlikte devam ettirirler. 1920'de bölgeden tamamen çekilirler.
Bazı kaynaklara göre 1774 yılında keşap ve civarında devlet hakimiyeti iyice kaybolduğundan bazı Derebeylikler türemiş ve bunlar bir birleriyle sürekli mücadeleye girişmişler.
Keşap Cumhuriyetin ilanından sonra 22 yıl merkez ilçeye bağlı bir Bucak olarak kalır. 1945 yılında ise ilçe olur.
COĞRAFYASI
Keşap ilçesinin yüz ölçümü 222 km2'dir. İlçe Giresun il merkezinin 12 km doğusunda, Giresun-Trabzon Devlet Karayolu üzerinde, Keşap Deresinin ikiye böldüğü vadinin yamaçlarına kurulmuş tipik bir Karadeniz kentidir.
Güneybatısında Giresun Merkez ve Dereli, doğusunda Espiye, güneydoğusunda ise Yağlıdere ilçeleri yer almaktadır.
Arazi yapısı tamamen engebelidir. dağlar ve tepeler arasında derin vadiler bulunur. İlçe Merkez, Karabulduk ve Yolağzı diye üç coğrafi bölgeye ayrılır. En yüksek yerleri, Geçit köyü, Karadağ, Karatepe, Ocak, Bozarı, Armelit, sancaklı, Töngel, Evliya ve Kabak tepeleridir.
İlçede yazlar sıcak, kışlar ılık geçmektetir. Her mevsimde yağmur bolca yağdığı için yıllık nem oranı ortalama %75'dir. Yağış ve nem; bitkilerin gür olmasında önemli rol oynar. Yemyeşil ve gür bitki örtüsü içinde en çok pay fındık ağaçlarınındır. Kıyının hakim bitki örtüsü olan fındık ağaçları 700 metre yüksekliğe kadar varlık gösterir. Bur dan sonraki yerler ise ormanlıktır.
İlçenin 8 mahallesi ve 42 köyü bulunmaktadır. 1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre toplam nüfusu 23.298 olup ilçe merkezinin nüfusu ise 8.397 dır.
EKONOMİ
Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, mısır,sebze, meyve, ve çay tarımı da yapılmaktadır. 1992 yılından bu yana bölgede kivi üretimi de yapılmaktadır.
Deniz balıkçılığı yanında son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş.
Bölgede son yıllarda önemli sanayi tesisleri yapılmıştır. 3 fındık kırma, bir çay , iki parke ve bir un fabrikası bulunmaktadır. 
İlçenin tüm köylerinde yol olup bu yolların çoğu sıtabilizedir. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmekte olup eski Armelit yolunun iyileştirme çalışmaları sürdürülmektedir.
TURİZM
İlçede Turizm çok gelişmemiş olsa da Yayla Turizmi yapılmaktadır. İlçeyi daha çok  yerli turistler ziyaret etmektedir. Tarihi ve Doğal yapılar arasında Hüseyin Efendi Türbesi, kemer köprüler, Karşıyaka Camii önemli sayılır.
YAYLACILIK
İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile gidilmekte. Bölge halkı Giresun 'un meşhur yaylalarına çıkmakta.
ÖRF VE ADETLER
İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun ili ile benzerlik göstermektedir. Ünlü mican türküsü yörede çıkmıştır. Mevalcan kavurması, kadayıf ve güllaç, balık ve mantar salamurası yöreye özgü yemeklerdir.
Keşap ve yöresinde il çevresinde olduğu gibi iğne oyası, örme, semercilik, ağaç oymacılığı, el kilim ve halıcılığı, hartama ve tabanca süslemeleri önemli el sanatları arasındadır.

YAĞLIDERE'NİN TARİHÇESİ
Yağlıdere'nin bugün bulunduğu yerin ilk defa yerleşim yeri olarak seçilmesi, yöre halkının Cuma namazlarını kılmak, ihtiyaçlarını gidermek ve alışveriş yapmak amacıyla Ağdarı bükünde 1811 yılında büyük bir cami yapmaları ile başlar. Cami yapılmasından sonra, etrafta tuzcu, kalaycı, demirci ve gazcı gibi zaruri ihtiyaç maddeleri satan işyerleri kurulmuştur. İşyerlerinin çoğalıp gelişmesi, meskun inşaatların yapılmasıyla ilçe yapısal oluşumunu tamamlamış ve "CAMİYANI" ismini almıştır.
Yağlıdere Çayı kenarında yerini alan ilçe merkezi, sonraları bu çayın ismini almıştır.19.yüzyılda Tirebolu ilçesine bağlı iken 1957 yılında Espiye'nin ilçe olmasıyla buraya bağlı bir bucak olmuştur. 1987 yılında ilçe olmuştur.
COĞRAFYA
Sahilden 14 km. içerde kurulan küçük bir yerleşim alanıdır. Güneyi Alucra ilçesi, Doğusu Güce ilçesi, Batısı Dereli ilçesi ve kuzeyi Keşap ve Espiye ilçeleri ile çevrilidir. Rakımı 50 m. olup yüzölçümü 350 km2'dir.
İlçede düzlük arazi yok denecek kadar azdır. Arazi çok dik ve engebelidir. Bölgeden Yağlı Dere Çayı geçmekte olup, bu çayı besleyen çok sayıda dere bulunmaktadır. Yağışın bol olması bu derelerin taşmasına ve dolaysıyla sel felaketine yol açmaktadır.
Bitki örtüsü olarak 600 m. yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, kayın, karaağaç, kestane, şimşir, kiraz, gürgen ve ceviz, ladin ağaçları bulunur. Eğrelti otu , ısırgan, yonca, asma, orman gülü ve benzeri bitki türleri de yaygındır.
İlçede,  ekilip dikilebilir alanların çoğunda fındık. Diğer kısımların çoğunluğu orman ve  çayır ve mera alanı bulunur. Ormanlık alanların bitimiyle birlikte yaylalara çıkılmaktadır.
İklim tipik Karadeniz ikliminin bütün özelliklerini taşımaktadır. Her mevsim yeterince yağış almaktadır. Yüksek kesimlerinde kış mevsiminde biraz daha fazla kar yağışı olur.
İlçede ve Üçtepe Beldelerinde 2 belediye, bunlara bağlı 12 mahalle ve 30 köy bulunmaktadır.1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre, ilçe merkezinin nüfusu 3.512, Üçtepe beldesi nüfusu 1.904 olup,  köylerle birlikte toplam nüfusu 18.104' dir. Diğer yörelerde olduğu gibi, ilçede bulunan köylerden ilçe merkezine ve diğer şehirlere çok fazla göç yaşanmış olup, halen devam etmektedir. Bu göç son yıllarda ABD başta olmak üzere, Avrupa ve Arap ülkelerine yönelmiştir. Yöredeki göç olayından dolayı ilçenin toplam nüfusu sürekli azalmakta.
EKONOMİ
İlçenin dışarı ile bağlantıları kara yolu ile olup, Giresun il merkezine 47 km. uzaklıkta bulunan ilçe, sahile 14 km. uzaklıkta olup, asfalttır. İlçenin tüm köylerinde yol olup, tamamı sıtabilize ve ham yoldur. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmektedir.
Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, halk kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla mısır,sebze, meyve ve çay tarımı da yapmaktadır.İlçede, son yıllarda alabalık yetiştiriciliği büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık da son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş ve toplam kovan sayısı 2700'e ulaşmıştır.
İlçede sanayi kuruluşu sayılabilecek özel şirkete ait iki adet fındık kırma tesisi bulunmakta, bunun yanı sıra küçük ölçekli ağaç doğrama atölyeleri bulunmaktadır.Bakır, çinko maden yatakları yönünden zengin olan ilçede bu yönden bir üretim yoktur.
TURİZM
Doğa turizmi yönünden büyük bir potansiyele sahip olan ilçede, Turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Yayla turizminin dışında turizm amaçlı herhangi bir faaliyet yaygın değildir.
Önemli tarihi ve doğal yerleri arasında; 12 adet kemer köprü, Cami, Zaviye, Değirmen, Vakfiye, Üçmezar taşı, Çağlayan şelalesi sayılabilir.
YAYLACILIK
İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile bu yaylalara üç-dört saatte gidilip gelinmektedir.  Yöre halkının çıktığı yaylalarda Haziran, Temmuz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenmektedir.Bu yaylaların başında Çakrak yaylası gelmektedir.
ÖRF VE ADETLER
İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun yöresi ile benzerlik gösterir. İlçe halkı  Geleneksel giysileri diğer yörelere nazaran daha çok tercih etmektedir. Eski geleneklere göre yaylacılık ve yayla şenlikleri sürdürülmektedir.
El sanatları dalında, oya, semer, el örgüsü, el dokuması kilim ve halıcılık, sepet çeşitleri, ip, dastar ve çul örgüsü sayılabilir.

GÜCE'NİN TARİHİ
Cumhuriyet öncesi tarihi hakkında bilgi veren kaynak yoktur. Ancak Osmanlı'ların kuruluş yıllarında Doğu Anadolu'dan gelen Güceftaroğulları denilen bir sülalenin ilçeye yerleştiği ve Güce isminin buradan geldiği bilinmektedir.
Güce, Önceleri Tirebolu ilçesine bağlı bir belde iken 1990 yılında ilçe olmuştur.
COĞRAFYA
Sahilden 15 km. içerde kurulan küçük bir yerleşim alanıdır. Güneyi Alucra ilçesi ve Gümüşhane ili, Doğ su Doğankent ilçesi, Batısı Yağlıdere ilçesi ve kuzeyi Espiye,Tirebolu ilçeleri ile çevrilidir.
İlçede düzlük arazi, ilçe merkezinin bulunduğu yer hariç yok denecek kadar azdır. En yüksek noktası 2120 m.ile Ciritlik Tepedir. Yörede, Çaldağı, Pehlivantepe, Şıhtepe, Civiltepe ve Gürcü tepe gibi tepeler vardır. Önemli akarsuları, özlüce ve Gelavera dereleridir.
Bitki örtüsü olarak 600 m. yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, kayın, karaağaç, kestane, kiraz, gürgen ve ceviz ağaçları bulunur. Eğrelti otu (Aşk Merdiveni), ısırgan, yonca, asma, orman gülü ve benzeri bitki türleri de yaygındır.
İlçede,  ekilip dikilebilir alanların çoğunda fındık, bir kısmında çay yetiştirilmektedir. Diğer kısımların çoğunluğu orman ve  çayır ve mera alanı bulunur. Ormanlık alanların bitimiyle birlikte yaylalara çıkılmaktadır.
İklim tipik Karadeniz ikliminin bütün özelliklerini taşımaktadır. Her mevsim yeterince yağış almaktadır. Yüksek kesimlerinde kış mevsiminde biraz daha fazla kar yağışı olur.
İlçeye bağlı 4 mahalle ve 11 köy bulunmaktadır.1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre, ilçe merkezinin nüfusu 3.005 olup,  köylerle birlikte toplam nüfusu 8.253' dir. Diğer yörelerde olduğu gibi, ilçede bulunan köylerden ilçe merkezine ve diğer şehirlere çok fazla göç yaşanmış olup, halen devam etmektedir. Bu göç olayından dolayı ilçenin toplam nüfusu sürekli azalmakta.
EKONOMİ
İlçenin dışarı ile bağlantıları kara yolu ile olup, Giresun il merkezine 57 km. uzaklıkta bulunan ilçe, Espiye ilçesine 21 km., Tirebolu ilçesine 22 km. mesafededir. Giresun -Trabzon 010 no lu Devlet karayoluna 15 km. uzaklıkta bulunan ilçenin yolu, tek şerit asfalttır. İlçenin tüm köylerinde yol olup, tamamı sıtabilize ve ham yoldur. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmektedir.      
Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, halk kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla mısır,sebze, meyve ve çay tarımı da yapmaktadır.
İlçede, son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık da son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş ve toplam kovan sayısı 1870'e ulaşmıştır.
İlçede sanayi kuruluşu sayılabilecek özel şirkete ait bir adet çay fabrikası bulunmakta olup, bunun yanı sıra küçük ölçekli ağaç doğrama atölyeleri bulunmaktadır.
TURİZM
Doğa turizmi yönünden büyük bir potansiyele sahip olan ilçede, Turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Yayla turizminin dışında turizm amaçlı herhangi bir faaliyet yaygın değildir.
YAYLACILIK
İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadırÖnceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile bu yaylalara üç-dört saatte gidilip gelinmektedir.  Yöre halkının çıktığı yaylalarda Haziran, Temmuz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenmektedir.Bu yaylaların başında Ağaç başı, Garaovacık yaylaları gelmektedir.
ÖRF VE ADETLER
.İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun yöresi ile benzerlik gösterir. İlçe halkı  Geleneksel giysileri diğer yörelere nazaran daha çok tercih etmektedir.Eski geleneklere göre yaylacılık ve yayla şenlikleri sürdürülmektedir. 
İlçenin, odun ateşinde pişirilen ekmekleri ünlüdür. Ayrıca Güce yöresinin el sanatları arasında, Tevekli beşiği yapımı, ağaç oymacılığı son zamanlarda halı ve kilim dokumacılığı yaygın olarak devam etmektedir.

ESPİYE'NİN TARİHÇESİ
İlçe oldukça eski bir tarihe sahiptir.XIII. yüzyılın ilk yarısında Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde kurulduğu sanılmaktadır. Espiye'de Milattan Sonra birinci yüzyılda bakır madeni bulunmuş ve işlenmiştir. İlçe o tarihlerde yerleşim merkezi olarak kullanılmış olup, Cenevizlilerden kalma eserler bulunmaktadır.
Cenevizlilerin bölgede uzun yıllar kaldıkları, Espiye ve Tirebolu çevresinde üç şehir anlamına gelen TRİPOLİS (üç kale) kurdukları bilinmektedir.
Fatih Sultan Mehmet Han döneminde Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra idari taksimatta Dikmen Melikliği olarak yer almıştır. Önceleri Tirebolu ilçesine bağlı bir nahiye olan Espiye 1957 yılında ilçe olmuştur.
COĞRAFYA
Doğu Karadeniz bölümünde yer alan Espiye'nin toplam yüz ölçümü 230 km2 dir. İlçe Giresun iline 33 km., Trabzon iline ise 101 km. uzaklıktadır. Doğuda Tirebolu ve Güce, batıda Keşap, güneyde Yağlıdere, kuzeyde Karadeniz ile çevrilidir.
İlçe genellikle dağlık olup, dağlar kıyıya paralel olarak uzanmıştır. Arazi genel olarak derin vadiler ile yarılmış, çok engebeli bir yapı arz etmektedir.Yüksek kesimlerden Karaovacık vadisinde önemli düzlükler yer alır.
Bitki örtüsü olarak 600 m. yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, kayın, karaağaç, kestane, kiraz, gürgen ve ceviz ağaçları bulunur. Eğrelti otu (Aşk Merdiveni), ısırgan, yonca, asma, orman gülü ve benzeri bitki türleri de yaygındır.
İlçede ekilip dikilebilir alanların çoğunda fındık, bir kısmında çay yetiştirilmektedir. Diğer kısımların çoğunluğu orman ve  çayır ve mera alanı bulunur.
İlçede yazlar sıcak, kışlar ılık geçmektedir. Ortalama sıcaklık 15 derece olup, en sıcak ay Ağustos, en soğuk ay Şubat ayıdır. İlçe her mevsim yeteri kadar yağış almaktadır.
İlçenin 8 mahallesi ve 29 köyü bulunmaktadır. 1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre toplam nüfusu 28.595 olup ilçe merkezinin nüfusu ise 12.246 dir. İlçeden bulunan köylerden ilçe merkezine ve diğer şehirlere çok fazla göç yaşanmış olup, halen devam etmektedir. Bu göç olayından dolayı ilçenin nüfusu sürekli azalmakta.
EKONOMİ
İlçenin dışarı ile bağlantıları kara yolu ile olup, Giresun'a 33, Tirebolu'ya 11 uzunluğundaki 010 nolu Devlet karayolu ulaşımda kullanılmaktadır. İlçe Karadeniz kıyısında olmasına rağmen iskele ve liman olmaması dolaysı ile deniz yolu kullanılmamaktadır. İlçenin tüm köylerinde yol olup bu yolların çoğu sıtabilizedir. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmektedir.
Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, mısır,sebze, meyve ve çay tarımı da yapılmaktadır.
Deniz balıkçılığı yanında son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş.
TURİZM
Doğa turizmi yönünden büyük bir potansiyele sahip olan ilçede güzel kumsal sahiller bulunmasına rağmen, İlçede Turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Yayla turizmi geliştirmek için yayla şenlikleri düzenlenmektedir.
İlçenin önemli tarihi eserleri arasında, Andoz kalesi tarihi yapılardan en göze çarpanıdır.
YAYLACILIK
İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile bu yaylalara üç-dört saatte gidilip gelinmektedir.  Karaovacık, Yaşmaklı Ağaçbaşı... yaylalarında Haziran, Temmuz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenmektedir
ÖRF VE ADETLER
.İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun iline benzerlik göstermekte olup, Geleneksel giysiler halk tarafından özel günlerde giyilmekte. Eski geleneklere göre yaylacılık ve yayla şenlikleri sürdürülmektedir. 
Keşan ve Peştamal yöre kadınlarının geleneksel giysileri arasındadır.
Espiye ve yöresinde il çevresinde olduğu gibi iğne oyası, örme, semercilik, ağaç oymacılığı, el kilim ve halıcılığı, hartama ve tabanca süslemeleri önemli el sanatları arasındadır.   

GÖRELE'NİN TARİHÇESİ
Eskiden şimdiki Görele'nin bir kilometre doğusunda Philokaleia şehri bulunuyordu. Görele , Cenevizliler tarafından bir sömürge koloni şehri olarak kurulmuş ve "Gorelle" adını taşıyordu. Osmanlılar zamanında bir süre "Yavebolu" adıyla anılmış (yerinde olmayan şehir anlamına gelmektedir). Şehrin bir başka adı da Elevi'dir. Çevrade "Elevü" şeklinde söylenir.
İlk yerleşim yeri Eynesil ilçesinin 3 km. doğusunda kendi adıyla anılan kalenin bulunduğu yerdir. daha sonra çeşitli yer ve bağlılık değişiklikleri göstermiş, 1771 yılında şimdiki yerine yerleşmiştir.
Görele'de 1879'da Trabzon'a bağlı olarak ilçe teşkilatı kuruldu. 1923 yılında Giresun il olunca Tirebolu ilçesi ile birlikte Giresun'a bağlandı.
1916 Rus işgal bölgesi altında kalan Görele, 13 Şubat 1918 tarihinde civar bölgeleri ile bu işgalden kurtulmuştur.
COĞRAFYA
Doğu Karadeniz kıyı şeridinde kurulu olan, Görele'nin toplam yüz ölçümü 290 km2 dır. Güneyinde Çanakcı, Gümüşhane Torul, Doğusunda Eynesil ve Trabzon ili Şalpazarı ilçesi, Batısı Tirebolu ilçesi ve kuzeyde Karadeniz ile çevrilidir.
Bölgenin %95'i dağlarla kaplı olup, baçlıca dağları Sis ve Haç dağlarıdır. Akarsuları arasında, Görele deresi, Çavuşlu deresi, ve  Çömlekci deresi bulunur.
Bitki örtüsü olarak 600 m. yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, kayın, karaağaç, kestane, kiraz, gürgen ve ceviz ağaçları bulunur. Eğrelti otu (Aşk Merdiveni), ısırgan, yonca, asma, orman gülü ve benzeri bitki türleri de yaygındır.
İlçede,  ekilip dikilebilir alanların çoğunda fındık, bir kısmında çay yetiştirilmektedir. Diğer kısımların çoğunluğu orman ve  çayır ve mera alanı bulunur.
İklim tipik Karadeniz ikliminin bütün özelliklerini taşımaktadır. Her mevsim yeterince yağış almaktadır. Yüksek kesimlerinde kış mevsiminde biraz daha fazla kar yağışı olur.
1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre, ilçe merkezinin nüfusu 22.554, Aydınlar beldesinin nüfusu 1.227 olup, köylerle birlikte toplam nüfusu 44.000 dir. İlçede bulunan köylerden ilçe merkezine ve diğer şehirlere çok fazla göç yaşanmış olup, halen devam etmektedir. Bu göç olayından dolayı ilçenin nüfusu sürekli azalmakta.
EKONOMİ
İlçenin dışarı ile bağlantıları kara yolu ile olup, Giresun-Trabzon 010 nolu Devlet karayolu ulaşımda kullanılmakta olup her iki ile de uzaklığı 70 km'dir. İlçe Karadeniz kıyısında olmasına rağmen liman olmaması dolaysı ile deniz yolu kullanılmamaktadır. İlçenin tüm köylerinde yol olup bu yolların 15 km'si asfalt olup, kalanı sıtabilize ve ham yoldur. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmektedir.
Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, halk kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla mısır,sebze, meyve ve çay tarımı da yapmaktadır.
Deniz balıkçılığı yanında son yıllarda alabalık  yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş ve toplam kovan sayısı 3000'e ulaşmıştır.
İlçede sanayi kuruluşu sayılabilecek firmalar, fındık ürünü işleyen beş adet şirketten oluşmaktadır. Bunun dışında ilçede metal doğrama, mobilya, oto sanatkarlığı yayg

Yorum Yaz